AJANDA

 

FIKRALAR

 

Nasrettin Hoca Fıkraları

FIKRALARDAN SEÇMELER

FIKRA

Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında:
"Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi."demişler.
Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve
"Buyrun beyler, yiyiniz." demişler.
Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş,
"Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"
 

FIKRA

Albay, binbaşıya:
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya:
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene:
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Teğmen, başçavuşa:
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.
Başçavuş, askere:
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında:
-Yarın sabah bizim başçavuş Albayı tutuklayacakmış.

FIKRA

Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar.Bekçi,onların ayak seslerini işitmişti. Sordu:
- Kim o?
içlerinden biri kedi gibi miyavladı.
Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki,delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.Bekçi geri dönüp yine seslendi:
- Kim var orada?
ikinci deli cevap verdi:
- Bir kedi daha.
 

FIKRA

Hoca, camide içkinin kötülüğünden bahsediyormuş.Cemaat arasında bulunan Bektasinin fena halde cani sıkılmış.Gitmek üzere kalkayım derken, koynundaki şarap şişesi kayıp yere düşmüş.Baba hiç istifini bozmadan söyle konuşmuş:
-Kör olasicayi iste kaldırıp attım.Sizde varsa, tam zamanı, siz de atin!
 

FIKRA

Nasreddin Hoca Akşehir pazarında bir adamın basına toplanmış olan kalabalığa yaklaşır.Satıcı elindeki kuşu satmaya çalışmakta ve fiyatı ise çok yüksek 50 Akçe, yan taraftaki tavuklar ise 5 Akçe. Hoca bir turlu fiyattaki aşırı farkı anlayamaz ve sorar:
-Hemşerim bu nasıl kus 50 Akçe istersin?
-Hoca efendi bu bildiğin kus değildir bunun özelliği var.
-Neymiş özelliği?
-Hocam bu kusa papağan derler ve konuşur.
Hoca aniden hemen eve koşar, kümesten hindisini kaptığı gibi pazara döner. Papağan satmakta olan adamın yanına durur ve yüksek sesle;
-Bu gördüğünüz kus sadece 100 Akçeye, gel, gelll!
Herkesten çok papağan satan şaşar bu ise ve sorar.
-Hocam 100 Akçe çok değil mi bir hindi için?
-Sen 50 ye satıyorsun ama
-Dedim ya hocam benim kus konuşur ama
-Öyleyse, benimki de düşünür!

www.etarih.net © 2007-2009 - Tüm Hakları Saklıdır.